Keser döner sap döner; gün olur hesap döner.. Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım
Bana benden olur her ne olursa.. Basım rahat olur dilim durursa..

Cudi Dagının Altı Petrol Denizi...19/1/2006

Değerli okurlar, geçenlerde Türkiye-Suriye sınırında uydu verilerine göre petrol denizi olduğu iddiasını yazmıştım..Yazı sonrasında Silopi''de madencilik yapan Beşir Yılmaz aradı.. Yazacaklarımı lütfen iyi okuyun!...

 

Beşir Yılmaz telefonda ;

" Vedat bey, gelin Silopi''de Cudi eteklerine sizi götüreyim de petrolü kendi gözünüzle görün!.." diyerek feryat ediyordu..

"Nasıl yani!.." diye sorduğumda anlatmaya başladı.. "Biz aileden madenciyiz..

Irak sınırında yaklaşık 300 km ya da bir başka deyişle yaklaşık 150 milyon ton asfaltit madeni buldum..

Bu madeni bir süre resmi olarak işlettikten sonra devlet 1978 yılında " kamulaştırıyoruz" diyerek el koydu.

Rezervin de 50 milyon ton olduğu iddia edildi.

Madem asfaltit rezervi az , neden el koyuyorsunuz.

Dünyanın neresine giderseniz gidin asfaltit maddesi bulunan her yerin altında petrol vardır.

Silopi''nin altı da petrol denizidir.

Yaz aylarında etraftaki ocaklardan resmen petrol akar ve Hezil çayına karışır.

Gelin görün! Sadece petrol değil, burada çok zengin uranyum ve nikel madeni de var" - Nereden biliyorsunuz? "Türkiye''deki analizlere güvenmediğim için madenin her tarafından örnekler alarak Almanya''ya bizzat götürdüm ve analiz yaptırdım.

Raporları gönderdim size ( Sonuçlar elimde Yatağan ve Tunçbilek''e göre iki misli rakamlar var) dünyanın en önemli uranyum madenlerinden birisi buradadır ve aktif haldedir.." Beşir Yılmaz''ın anlatacak o kadar çok şeyi var ki makineli tüfek gibi ard arda sıralıyor.

Ben de zaman zaman araya girip soru soruyorum.. - Petrol olduğunu nereden biliyorsunuz? "Bu bölgede İngilizler 1967-87de petrol aramışlar.

Açılan kuyulardan gökyüzüne doğru 100 metre kadar petrol fışkırmış.

Ardından kapatmışlar ve betonlamışlar.

Benim madenimin yanında da bu kuyudan var ve vanasını gelin birlikte açalım eğer beton ve civa basıp tıkamadılarsa bakalım ne kadar petrol fışkıracak.

Dönemin köylüleri arasında hâlâ yaşayan görgü tanıkları var ve petrolün 100 metre kadar fışkırdığını görenler var." Beşir Yılmaz konuştukça pür dikkat dinlemeye devam ediyorum.. "Vedat bey, asfaltit maddesi olan her yerde petrol vardır.

Eğer petrol yoksa bana neden petrol çıkartma ruhsatı vermiyorlar.

Musul ve Kerkük''ün rakımı 80-100 metre civarındadır.

Cudi Dağı''ndaki petrolümüz resmen Irak''a doğru akıyor ve başta İngilizler ve ABD bunu biliyor.." Beşir Yılmaz bugünlerde Silopi''ye bile zor gider hale gelmiş.

Devlet kamulaştırılacak diye el koyduğu madeni şimdi Turgay Ciner''in sahibi olduğu Park Holding''e devretmiş.

Durum böyle olunca, Yılmaz da dava üstüne dava açmış ve yürütmeyi durdurma kararı aldırmış.

Eğer tekrar el konulursa AİHM''ye başvuracakmış.

Kısacası madeninin peşini bırakmıyor ama artık bölgedeki aşiret ağaları da onun peşini bırakmaz hale getirilmiş..

Bütün dava tutanakları elimde okudukça dehşete kapılıyorum.. Şimdi sıkı durun… Beşir Yılmaz Başbakan Tayyip Erdoğan''a bu durum üzerine başvurmuş ve dilekçe vermiş dilekçede aynen şöyle yazıyor.. " Bürokrasi ve çeteler milletin hak ve hukukunu aramaktan bezdirmiştir.

Televizyonda ve basındaki konuşmalarınızda "hortumcu çetelerin ve bürokrasinin üstüne gidilecektir" diyorsunuz Millet buna çok seviniyor.. 25 yıldır gasp edilen madenimiz çete ve bürokratların, anayasa, kanunlar ve insan hakları hiçe sayılarak ihale yolu ile peşkeş çekiliyor.

Allah''a ve sizin yüksek adaletinize sığınıyorum." Beşir Yılmaz devlet tarafından el konulan mallarını ve bunun karşılığında devletin verdiği parayı yazıya eklemiş..

. . 1- 35 km yol yaptım. 2- 500 bin ton hazır çıkarılmış kömürüm var. 3- 3,5 milyon metreküp hafriyat yapılmış. 4- Mazot tankları. 6- Dinamit ambarı. 7- Kantar ve kantar binası. . Resmi olarak bana ait olan ve vergisini ödediğim madenimde bugüne kadar yaptığım işler ve halen bulunan demirbaş ve çıkarılmış maden için ödenen para da 5.800.8000 TL.. (Buna resmen gasp ve devlet terörü denir!..) Beşir Yılmaz Başbakan Erdoğan''a yazdığı dilekçede devam ediyor.. " Bu para halen bankada duruyor.

Buna rağmen Türkiye Kömür İşletmeleri ihaleyi adamlarına ve hortumculara peşkeş çekiyor… ". . . Beşir Yılmaz''ın bu başvurusuna Başbakan Erdoğan bugüne kadar cevap vermemiş.. Beşir Yılmaz''dan al ve ABD bağlantılı şirketlere ver… Uranyum konusu da bir başka skandal… Güneydoğu resmen petrol denizi üzerinde ve Türkiye ABD Şrmalarının peşinde "bize petrol bul" diye yalvarıyor… . . . .

Korkunç iddialar devam ediyor:. 6 mühendisin kafaları kesildi. . .

.

.

TPİK diye Türkiye Petrolleri''nin kurduğu bir kurum yurt dışına petrol arama işlerine giriyor ve bugüne kadar milyar dolar zarar ediyor… Beşir Yılmaz diyor ki: "Kimin hain kimin işbirlikçi olduğunu anlamak çok kolay!..

Eğer bölgede petrol yok ise neden bana petrol çıkartma ruhsatı verilmiyor.

Ruhsatı verin 800 metreden petrolü çıkartmazsam ben bu ülkeyi terk ederim.

MTA yıllar önce sondaj yaptı 480 metrede su bulundu ve ardından delici aletin ucu kırıldığı için sondaja son verildi.

Herkes bilir sudan sonra petrol gelir.

Biz yerli teknoloji ile 1200 metreye kadar sondaj yapabiliriz kimseye ihtiyacımız yok.

İzni versinler siz görün petrol nasıl fışkıracak.." Bu görüşmemizden bir gün sonra Beşir Yılmaz tekrar aradı ve Soma''da görevli bir mühendis ile görüşmemi isteyerek telefon numarasını verdi.

Adını burada yazmak istemiyor. Mühendis ile görüşmemde daha da çarpıcı gerçekler çıktı ortaya… Altı ay kadar önce Cudi dağları eteklerinde bulanan 6 insan iskeletinin ne olduğunu bilip bilmediğimi sordu..ben de " bilmiyorum" dedim. Mühendis ekledi " Bu iskeletler 18 yıl önce Cudi Dağı''nda kaybolan 6 Türk petrol mühendisinin iskeletleri.

Kafaları kesilerek öldürülmüş.." Dondum kaldım.

Ne diyeyim.

Kendisi de mühendis olduğu için yalan söylemiyordur diye düşündüm.. Ardından devam etti.. "Vedat bey Türkiye maden bakımından dünyanın en zengin ülkesi.

Siz Ödemiş yakınlarındaki Bozdağ''ın dünyanın en büyük altın rezervi olan dağlarından biri olduğunu biliyor musunuz? Ama bu madenleri kimse çıkaramaz.

Hata bu konunun üzerine giden gazeteciler öldürüldü.. Uğur Mumcu ve Çetin Emeç''in öldürülmeden kısa bir süre önce bu madenler üzerine gittiğini biliyorsunuz her halde…" İlgiyle dinledim.

O kadar çarpıcı şeyler anlattı ki, yazmaya sayfalar yetmez..

İddiaların hepsinin belgeli olduğunu söyleyen bu mühendis, gazete ve televizyon kanallarında hiçbir gazetecinin bu yönde bir haber yapamadığını ve milletin resmen uyutulduğunu örneklerle anlattı.. Beşir Yılmaz''a son sözüm " Bana anlattıklarınızı Genelkurmay''a anlatınız mı?" oldu. Aldığım cevap da aynen şöyle.. " Vedat bey her şeyi belgeleriyle birlikte birkaç kez askeri büyüklerimize anlattım ama bugüne kadar bir arpa boyu ilerleme kaydedemedik!".. Ne diyeyim, bu milleti korumaya yemin etmiş olanlar utansın!.. Son sözüm: "AB, ABD PKK''yı boşu boşuna özellikle bu bölgede güçlendirip milletin başına bela etmedi.

Bölgeye gelecek barış ortamı Türkiye''yi ekonomik olarak uçuracak gelişmelere gebedir!.."

yok Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

Kral Kontrolünde Zİna19/1/2006

Kral kontrolünde zina : 
Ingiltere tarihinin en kanli ve dramatik zamanlarindan biri kral VIII. Henry zamanidir...Veba, katliam, savaslar, uzak diyarlarda  somurgelere gidenler, orada kaybedilenler ve buna benzer sebeplerle ülkenin nüfusu neredeyse yari yariya dusmus, Kral ulkesinin geleceginden ciddi bir bicimde endiselenmeye baslamistir. Ama yaptirdigi arastirmalar sonucunda  ülke hapishanelerinde çok sayida serseri, hirsiz katil vs. ve cok sayida fahise oldugunu tesbit etmis ve nufus artisini saglayabilmek amaciyla kral kontrol|nde hapisanelerde ciftlesmeler organize etmistir. Dünyaya getirilen cocuklari da Ingiliz kraliyeti,yetistirme ve  topluma katma isini ustlenmistir. Bu nufus arttirma islemine "Fornication  Under Control of the 
King" yani "Kral kontrolünde zina" denmis ve FUCK olarak kisaltilmistir. Bu Fuck islemleriyle Ingiltere nufusu 10 yil icersinde 2 ye katlanmistir. "Fuck" kelimesi de ingilizceye buradan girmistir. Bu olayin Tarih kitaplariyla sabiti dogrudur. 

1 Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

Pratik bilgiler.. İse yarıyo hakkaten..19/1/2006

1) Gözlügünüzün vidasi çok çabuk çikiyorsa vidayi takmadan önce, vidanin girecegi delige renksiz oje damlatin. Vidayi öyle takin.

2) Satin aldiginiz ayakkabilar ayaginizi sikiyor ise onlari bir kaç dakika buhara tutun.

3) Makasinizi bilemek istiyorsaniz, zimpara kagidi kesin.

4) Halidaki sigara yaniklarindan, yanik yerler üzerinde zimpara kagidi ile dairesel hareketler yaparak kurtulabilirsiniz.

5) Mobilyalarin yerlerini degistirdiginizde halilarin üzerinde iz birakir. Bu izleri yok etmek için izlerin üzerine bir parça buz koyun ve erimesini bekleyin. Daha sonra üzerinde elektrik süpürgesini gezdirin.Izden eser kalmadigini göreceksiniz.

6) Fermuarli giyeceklerinizi çamasir makinesine koymadan önce kapali olup olmadigini kontrol edin. Açiksa zedelenebilirler.

7) Üst üste koydugunuz bardaklar yapisip çikmiyorsa bir legenin içerisine koyun Üstteki bardagin içerisine buz koyup legenin içerisine yavas yavas sicak su koyun. Bardaklarin kolayca çiktigini göreceksiniz.

8) Satin aldiginiz plastik ve cam esyalarin üzerine yapistirilan etiketlerden kurtulmak için etiketin üzerine yemeklik margarin sürün ve 15 dakika bekletin. Bir bez ile ovalayip yikayin. Üzerinde hiç bir leke ve çizilme olusmayacaktir.

9) Ütü yapmayi kolaylastirmak ve süreyi azaltmak için ütü masasinin kilifinin altina alüminyum folyo koyun. Sicagi geri yansitacagindan ütü yapmak daha kolay olacaktir.

10) Bez pabuçlarin temizlenmesi sorun oluyor ise pabuçlari bir yastik kilifinin içerisine koyun. Kilifin agzini kapayin ve çamasir makinasinda yikayin. Yeni gibi olacaklardir.

11) Buz kaliplarinizi su ile doldurmadan önce bölmelere portakal, limon ve dilediginiz meyve parçaciklari yerlestirirseniz dekoratif buzlar elde etmis olursunuz.

12) Eger ayaklariniz çok isinip sisiyorsa onlari saatlerce sicak suda bekletmeyin, aksine kolonya ile ovalayin. Bilekleriniz ve ayaklariniz sismeyecektir

13) Eger ayaklariniz çok hassas ise, sicak havalarda sikayetleriniz artiyorsa, her sabah bir kaç damla zeytinyagi ile ovalayin.

14) Pamuklu giysilerinizin çekmemesi için ilk yikamada bir gece soguk suyun içerisinde bekletin, sonra yikayin, çekmeyeceklerdir.

15) Dirsek ve topuklarinizin sertlesmesini istemiyorsaniz, bir dilim limon ile ovun. Böylece yumusacik olacaklardir.

16) Yeni bir tava satin aldiginizda ilk önce içinde bir miktar sirke kaynatin. Bu islem ilerde kizartmalarinizin tavaya yapismasini önleyecektir.

17) Cevizle dost olun. Içindeki yag beyin hücreleri için çok yararlidir. Kan sekerini düsürdügü için seker hastalarina da uzmanlar tarafindan tavsiye edilir

18) Duvariniza çivi çakacaginiz zaman isaretlediginiz yerin üzerine çapraz bant yapistirin. Çiviyi öyle çakin. Böylece duvarin alçisini çatlatmamis olacaksiniz.

19) Kizartma yagini bir kaç kez kullanabilirsiniz.Kullanilir durumda olup olmadigini anlamak için kizgin yagin içerisine bir dilim ekmek atin. Ekmekte kara lekeler olusmuyorsa kullanabilirsiniz.

20) Cevizlerin kabuklarini kolayca açabilmek için onlari bir gece tuzlu suyun içerisinde bekletin. Böylece içleri de dagilmayacaktir.

21) Unlarinizin böceklenmemesi için, un kavanozunun içerisine bir adet defne yapragi koyun.

22) Firinda patates yapmadan önce , 10-15 dakika haslayin ve çatal ile delin. Daha kolay pisecektir.

23) Büyük miktarda patatesiniz var ise torbanin içerisine bir adet elma koyun. 8 hafta boyunca filizlenmesini ve büzüsmesini önler.

24) Kullanilmis limon kabuklarini rendeleyip seker ile karistirin. Kavanozun içerisinde buzdolabinda uzun bir süre saklayabilirsiniz. Böylece pasta yaparken elinizin altinda hazir bulunur.

25) Kabarik bir omlet yapmak istiyorsaniz, bir çorba kasigi suyun içerisine bir çay kasigi misir unu karistirin. Hazirladiginiz karisimi yumurtaya ilave edin. Böylece kabarik bir omlet yapmis olacaksiniz.

26) Sarimsaklarinizi her zaman elinizin altinda hazir bulundurmak istiyorsaniz kabuklarini soyduktan sonra bir kavanoza doldurup üzerine zeytinyagi koyarak muhafaza edebilirsiniz. Ayrica bu yag yemeklerinize, salatalariniza ayri bir lezzet katacaktir.

27) Peyniri kolay rendelemek için, 15 dakika buzlukta bekletin

28) Bisküvileriniz yumusamissa onlari birkaç dakika firinlayin.

29) Çekmeceleri içini bosaltmadan temizlemek istiyorsaniz, elektrik süpürgesinin ucuna ince bir çorap geçirin.

30) Firinda tavuk kizartacaginiz zaman üzerine koydugunuz baharatlardan içine de koyun. Böylece daha lezzetli olur.

31) Domates salçaniz çok eksi ise içerisine bir havuç rendeleyin. Havuç, salçanizi (sosunuzu) tatlandiracaktir.

32) Mantarlarin daha lezzetli olmasi için pisirmeden önce üzerlerine biraz tuz ve limon suyu koyun, 5 dakika bekletin. Daha sonra pisirin.

33) Firinda tavuk kizartacaginiz zaman bir limonu ikiye bölün, yarisini tavugun üzerine bastirarak iyice sürün. Diger yarisini ise tavugun içerisine yerlestirin. Tavugunuz nar gibi kizaracaktir.

34) 2 Çorba kasigi yogurdu, sulandirilmis 1 çorba kasigi salçayi ve birazda zeytinyagini derin bir kabin içerisinde karistirin.

Firina koymadan önce tavugun her tarafina sürün. Çok daha lezzetli olacaktir.

35) Hazirladiginiz kekin ortasina malzeme koyacaginiz zaman biçak ile kesmenize gerek yok. Dikis ipligini kekin etrafina gerip dikkatlice çektiginiz zaman düzgün bir sekilde kesildigini göreceksiniz.

36) Hazirladiginiz kekin, firinda pisirirken çökmemesi için hamuru kalibi ile birlikte firina koymadan önce 20 dakika kadar dinlendirin. .

37) Pisirdiginiz sebzelerin renklerini kaybetmemesi için bir kesme seker yada limon suyu koyun.

38) Hazirladiginiz omletin tavaya yapismamasi için, önce tavayi ocaga koyup iyice isitin sonra yagi döküp kizdirin. Daha sonra karisimi tavaya alin ve ocagin altini kisin.

39) Kesilmis ve açik havada kalmis sogan zararlidir. Kullanmadiginiz sogan parçalarini saklamayin.

40) Çok miktarda alkollü ve alkolsüz kokteyller hazirladiginizda onlardan bir miktarini buz kaplarina yerlestirin. Kokteyllerin içerisine bunlari kullanin Böylece sulanip tatlarini kaybetmeyeceklerdir

41) Kuru soganlari kese kagidina sardiktan sonra buzdolabinin sebze bölümünde muhafaza ederseniz çürüyüp bozulmasini önlemis olursunuz.

42) Kizarttiginiz tavugun tekrar isittiginizda lezzetini kaybetmesini istemiyorsaniz tavuk parçalarini bir süzgece koyun. Tencerenin içerisinde su kaynatin ve süzgeci üzerine oturtun. Buharda isitilan tavuk lezzetinde hiçbir sey kaybetmeyecektir.

43) Satin aldiginiz kiviler çok sert ve ham ise bir gece boyunca plastik bir torba içerisinde elma ve armut ile saklayin.

44) Evde pasta yaparken kullandiginiz meyve sekerlemelerinin dibe çökmesini istemiyorsaniz hazirladiginiz hamura bir miktar misir unu ilave edin. Meyveler piserken sulari yogunlasir ve dibe çökmezler.

45) Kek kalibinizin içine hamurunuzu dökmeden önce ortasina bir serit alüminyum folyo koyun. Böylece kekinizi pisirdikten sonra kolayca çikartabilirsiniz.

46) Sogan, sarimsak kesmeden önce parmaklariniza limon suyu sürerseniz , istemediginiz kokulardan kurtulmus olursunuz.

47) Kizartma kokularinin bütün eve yayilmamasi için yagin içerisine bir iki dal maydanoz atin.

48) Lambalarinizin üzerine kullanmadiginiz kokularinizdan veya biraz vanilya sürerseniz, lambalarinizi yaktiginizda mis gibi koku yayilacaktir.( Fazla sürmeyin.)

49) Parfümü bitmis küçük parfüm siselerini atmaya kiyamiyorsaniz onlari çamasir dolabiniza koyun. Böylece çamasirlarinizin hos kokmasini saglarsiniz.

1 Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

Siyasiler cehennemde19/1/2006

Öykü bu ya.....

Süleyman Demirel ölmüş. Ahiret kayıt-kabul melekleri karşılayıp
günah sevap defterini kontrol etmişler ve ceza çekmek üzere Cehennem
zebanilerine teslim etmişler. Zebaniler Demirel'i Cehennemin dibine
göndermişler.

Bir süre sonra Zebaniler periyodik kontrole geldiklerinde bir de ne
görsünler? Demirel mayosunu giymiş, hamağa uzanmış, gözlerinde güneş
gözlüğü, elinde minik şemsiyeli bir meyve suyu; keyif çatıyor. Bu arada
Cehennemin çeşitli il, ilçe ve bucaklarından gelen kasketli heyetler,
sepetlerinde çeşitli sebzeler ve meyveler bulunduğu halde Demirel
tarafından kabul edilmeyi bekliyor.

Zebanilerden müteşekkil teftiş kurulu derhal incelemeye gelmiş.
Bakmışlar ki Demirel Cehennem'deki sıcak lav rezervlerinin üzerine termik
santral kurmuş, lav ırmaklarına da barajlar yapmış, onlardan elde ettiği
enerji ile cehennemin her yerine klimalar taktırmış,
Kurduğu fabrikalardan taşlar üreterek Cehenneme otoyol ağı yapmış. Hemen
onu Cehennem'den çıkartmışlar.

Evvelce vefat etmesine rağmen VIP salonunda beklemekte olan
Turgut Özal'ı Cehenneme atmışlar.
Cehennemi periyodik olarak kontrol eden Teftiş Kurulu Zebanileri
Özal'ı Cehennem'in kapısının önünde para sayarken bulmuşlar.

- Hey! Sen neden Cehennem'de değilsin? diye çıkışmışlar Özal'a.
Özal
- Cehennem'i Fransızlara sattım, artık hem daha fazla lav üretiyor, daha
yüksek ısı sağlıyor, kapasitesini de arttırdık, daha çok yerli zebani
istihdam ediyor, artık kainat çapında hizmet veriyor, hem de artık ahiret
bütçesine yük olmaktan kurtuldu. Biz de bu vesileyle yolumuzu bulduk,
demiş.

Onu da derhal Cehennem'den çıkartıp yerine Tayyip Erdoğan'ı
atmışlar.
Bir süre sonra kontrol etmek üzere geldiklerinde Cehennem'e
girememişler.
Çünkü kapıda tanımadıkları Ingilizce, Fransızca ve Flamanca konuşan
zebaniler onların girişlerini engelliyor, girmek istiyorlarsa en
yakın konsolosluktan Schengen vizesi almaları gerektiğini söyleyip
duruyorlarmış. Zavallı Zebaniler ne olduğunu araştırırken karşıdan Günter
Verheugen ile Karen Fogg'un geldiğini görmüşler.
Meğerse Cehennem AB'ye girmiş.

Hemen Erdoğan'ı da oradan çıkartmışlar ve yerine Bülent Ecevit'i
atmışlar.
Zebaniler "- Ecevit'i gönderdik ya, artık Cehennem nihayet Cehennem gibi
olacak!" diye sevinirlerken bir de bakmışlar ki, Cehennem'de ateş sönmüş.
Hatta insanlar üşümeye, soğuktan kürklere sarılmaya
başlamışlar.

Kontrolör zebaniler kontrole gelmişler ki ne görsünler? Kömür
bitmiş. Kömür ve ateş ithal edecek döviz olmadığından kuyruklar
oluşmuş. Cehennem çalışanları greve gitmiş. Cehennem mensupları
birbirlerine anayasa kitapçıkları fırlatmaya başlamışlar. Bu arada Ecevit ve
Rahşan Hanım dizlerine renkli birer battaniye örtmüş, huzur içinde elele,
dizdize, gözgöze oturuyorlarmış.

Derhal Ecevit'i Cehennemden çıkartıp yerine Baykal'ı koymuşlar.
Cehennem bu sefer daha da yaşanılmaz bir yer olmuş. Önce ikiye,
sonra dörde bölünmüş. Yakalayan yakaladığını yumruklar olmuş. Huzur güven
kalmamış.
Baykal kızgınlıkla "Cehennem bizlerindir! Beğenmeyen çeker gider.
Bakın başka yerler de var! Yakınımızda Cennet bulunuyor! Hadi
yallah!" diye nutuklar çekerken Sarıgül "-Cehennem babanın malı değil.
Bizim yerimiz burasıdır!" diye bağırıyormuş.

yok Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

AIDS ile ilgili bir uyarı..19/1/2006

Bir arkadasin is arkadaslarindan biri sinemaya gider, yerine oturur ve
   birseyin battigini fark eder.Kalkip baktiginda, batan seyin,
ucuna bir not ilistirilmis bir igne oldugunu gorur. Notta " gercek dunyaya
hos geldin, artik AIDS'lisin!" yazilidir.Doktorlar igneyi test eder ve AIDS
virusu tasidigi ortaya cikar.

SINEMAYA GIDERKEN DIKKATLI OLUN !!! GITMENIZ GEREKIYORSA LUTFEN,AMA LUTFEN
KONTROL EDIN !!! en guvenli yollardan biri, henuz isiklar yaniyorken
oturacaginiz yeri iyice kontrol etmek!!! Cogumuz kendimizikoltuga birakiriz
sadece....... Asagidaki bilgi 11.02.2000) Polis Departmani'nin tum
calisanlarina e-mail araciligiyla ulastirilmistir.

Jetonlu telefonlar Madde bagimlilari artik kullanilmis ignelerini jetonlu
telefonlarin jeton iade holune yerlestiriyorlar.Jetonu geri almak ya da
unutulmus jeton varmi diye bakmak isteyen insanlar ellerini buraya atinca da
igne batiyor. Ve hepatit, AIDS ve benzer hastaliklar bulasiyor.

AYRICA Lokanta ve restaurantlarda açıkta bulunan kürdanları kesinlikle
kullanmayınız.AİDS hastalarınca bu kürdanlar kullanılıp tekrar yerine
konularak hastalık bulaştırılmaktadır.

Bu mesaj herkesi bu tehlikeden haberdar etmek icin gonderilmistir.

DIKKAT EDIN!

Lutfen aileniz ve ulasabildiginiz herkese ulastirin!!!!!!!!!!!!

Turan Açıkmeşe
Adalet Bakanlığı
Bilgi İşlem Dairesi
Başkanlığı
Tetkik Hakimi

yok Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

Sayfa : 1 Toplam sayfa: 2
| Sonraki Sayfa